hayyamı öyle derinlemesine okumasam da vakti zamanında 1.75 liraya bi kitapçığını almışlığım vardır. velhasıl değeri 1.75 ile ölçülemese de aklımda böyle yer etmiştir.
hay hay demek durumundayız hayyama da diğerlerine de. mesela beni ikitelliye verdiler hayhay dedim. başka ne diyebilirdim ki?
yazmak için de olsa yazalım samsacım. misal ben de şu anda öyle yapıyorum. taner de öyle yaparsa konsept tamam olacak. yazmak için yazan trio. hiç de afilli değil ama üç silahşörler olmayacağımıza göre bununla yetinmeliyiz belki de. yetinmediğimiz yahut yetmediğim çok şey varken bunu araya sıkıştırabilirz tüm optimistliğimle-kelimeye bak be optimistlikleştirebilemediklerimizdenmisiniz: hayır.
her neyse bir 2008 daha burda sona eriyor. darısı diğer 2008lere. noel baba gelsin fotoğraf çektirelim. ya da samsa noel baba ol sen tanerle ikimiz yanında ho ho ho diyelim. kriz olduğu için kimse bacasını da temizletmemiştir masraf olacak diye. bu yıl noel baba türkiye de evlere girerken isten simsiyah olacak ve kırmızı elbisesi ve beyaz sakalı tanınmaz hale gelecek. ama biz şaşırmayalım.çünkü artık noel babanın elbisesinin pis olma sebebini biliyoruz. o geldiğinde buyur hacı amca diyelim. yok ben hacı değilim santayım dese de aldırmadan bir türk kahvesi ikram edelim. orta. suyu ve lokumu da unutmayalım. siz santa ile muhabbet ederken ben de geyiklere su saman falan veririm bi ara. sonra elini öpüp yollarız.
bu durumda bir de 2009 geliyor o da hoşgelsin sefalar getirsin.
boş işlerle uğraşıp boş boş gülelim.
güzel olsun.
küçüklerin ellerinden büyükleri gözlerinden hasretle öperim. ben böyle yaparım.
siz neyle besleniyorsunuz?
31 Aralık 2008 Çarşamba
27 Aralık 2008 Cumartesi
onlara aldırma hayyam, dostum
başlık bir siya siyabend şarkısı. mühim değil. çay-simit, kahve-sigara. samimi geliyor. samimiyetimizi sorgulayalım yine de. cemil meriç belgeseli varmış televizyonda. melekler zamanı kitabında, muriel, dolu bir ilaç kutusunu hayata karşı bir silah gibi taşıyordu, tamamen kendi özgür iradesiyle yaşadığının bir kanıtı olarak. peki dedim, cemil meriç hayatı terk etmeyi kaç kez düşündü. bu konulara girmemin sebebi, geçenlerde yanımda bir saat boyunca intihar eden insanların hikayelerinden oluşan bir muhabbetin yapılmasıydı. sanıyorum sadece yazmış olmak için yazıyorum. oturup hayyam okumaya devam etmek lazım veya ödev veya proje yapmak veya ders çalışmak. evet, artistiğin lüzumu yok. evet, bu yazdıklarımı yok saysak? bekleme yapmayın. sadece selam etmiş oldum.
24 Aralık 2008 Çarşamba
kro olmak üzerine çeşitlemeler
hayır hayır, aldanmayınız. çeşitlemeler derken bilimum betimlemeler ile kafanızı şişirecek değilim. bilakis anlatacağım mevzuların ilginize mazhar olmasını dilediğim için yazıma böyle bir girizgahı uygun gördüm.
hep şarkı tavsiye edecek değiliz ya. şimdi de kitap tavsiye edelim. şimdi tanpınar dan saatleri ayarlama enstitüsünü okuyorum. zaten ilk paragraftann bu kitabın yazın hayatım üzerine ne fevkalade etkilerde bulunduğunu bittabi tahmin edebilirsiniz. daha 155. sayfadayım ama olsun. biz de böyle bir enstitü kuralım. adı da mesela simit-çay enstitüsü olsun ya da frenk alemine özenip institute of coffee, chocolate and cigarette de koyabiliriz adını. siz karar verin.
tanercim hoşgeldin bu arada. selam ben hüseyin. samsacım yazanın isminin görünmesi çok şahane connexion şablonundan kaynaklanıyor. bir ara başka bir şablona geçersek bu sorun direkt düzelecek. bunu sen de yapabilirsin. taneri de blog yöneticisi yapayım şimdi o da yapabilsin. bu onun hakkı.
taner kro değilim demişsin, olsun. ol, entel ol dantel ol farketmez mühim olan gönüllerin bir olması değil mi? sen yaz yeter!
benim bir sonraki blogumun konusu belli değil henüz. intel mi inter mi verge mi başka bir şey mi onu da anlamadım zaten. ama bundan birkaç sonra yazacağım blog yazıları ankaradan değil istanbulun şu an için belli olmayan bir yerinden yazılacak. evet iş buldum. evet kosgeb. evet, yaşasın. gözlerim yaşardı.
zeki mürenden dinliyoruz: gitme sana muhtacım. bu şarkı biter bitmez de elbet bir gün buluşacağız. siz de indirin siz de dinleyin. isterseniz bir ara eklerim. peki zeki müren de bizi ekleyecek mi? hayır.
hep şarkı tavsiye edecek değiliz ya. şimdi de kitap tavsiye edelim. şimdi tanpınar dan saatleri ayarlama enstitüsünü okuyorum. zaten ilk paragraftann bu kitabın yazın hayatım üzerine ne fevkalade etkilerde bulunduğunu bittabi tahmin edebilirsiniz. daha 155. sayfadayım ama olsun. biz de böyle bir enstitü kuralım. adı da mesela simit-çay enstitüsü olsun ya da frenk alemine özenip institute of coffee, chocolate and cigarette de koyabiliriz adını. siz karar verin.
tanercim hoşgeldin bu arada. selam ben hüseyin. samsacım yazanın isminin görünmesi çok şahane connexion şablonundan kaynaklanıyor. bir ara başka bir şablona geçersek bu sorun direkt düzelecek. bunu sen de yapabilirsin. taneri de blog yöneticisi yapayım şimdi o da yapabilsin. bu onun hakkı.
taner kro değilim demişsin, olsun. ol, entel ol dantel ol farketmez mühim olan gönüllerin bir olması değil mi? sen yaz yeter!
benim bir sonraki blogumun konusu belli değil henüz. intel mi inter mi verge mi başka bir şey mi onu da anlamadım zaten. ama bundan birkaç sonra yazacağım blog yazıları ankaradan değil istanbulun şu an için belli olmayan bir yerinden yazılacak. evet iş buldum. evet kosgeb. evet, yaşasın. gözlerim yaşardı.
zeki mürenden dinliyoruz: gitme sana muhtacım. bu şarkı biter bitmez de elbet bir gün buluşacağız. siz de indirin siz de dinleyin. isterseniz bir ara eklerim. peki zeki müren de bizi ekleyecek mi? hayır.
arkadaşım bekleme yapmayalım...
ben yaptım ama babacım, bekleme yaptım. bujiler meme yapmış da benim, uff felaket. aslında bu da değil bahanem; bana gelen elektronik postada biz üç kroyuz deniyordu. "Aaa, ne güzel Hüseyin blog yayımlamaya başlamış" dedim. Hüseyin tek başına 3 kro edeceğinden başkalarının da, hele hele benim gibi anglikan ve de parizyen terbiyeyle büyümüş birinin de kro sıfatıyla nitelendirilmesi garibime giden bir durumdu. Kıssadan kar payı, üstüme alınmadım. Baktım blog inliyor taner taner diye, boş bir uçak hangarına benzeyen bloga katkı yapmak zorunlu oldu.
sonuç olarak, bana kalbinizden temiz bu beyaz boşluğu bana ayırdığınız için teşekkür ederim samsa ve hüseyin.
şimdiden bir sonraki blogumun konusunu da burada belirteyim:
çıtır'a tuvalet için ayrılmış gazetelerden bir başlık okudum, "Intel içimize girmeye hazırlanıyor!"
İçimden ağır ol Inter dedim, (heyecandan şaşırmıştım); Je suis verge annadın mı?
Ben henüz şarkı ekleyemiyorum; zaten bilgisayardan da anlamıyorum, ben torunuma söylüyorum sağolsun o da yazıyor. Ama şarkı tavsiyesi olarak Mor Karbasi'den La Galana I La Mar gelsin.
sonuç olarak, bana kalbinizden temiz bu beyaz boşluğu bana ayırdığınız için teşekkür ederim samsa ve hüseyin.
şimdiden bir sonraki blogumun konusunu da burada belirteyim:
çıtır'a tuvalet için ayrılmış gazetelerden bir başlık okudum, "Intel içimize girmeye hazırlanıyor!"
İçimden ağır ol Inter dedim, (heyecandan şaşırmıştım); Je suis verge annadın mı?
Ben henüz şarkı ekleyemiyorum; zaten bilgisayardan da anlamıyorum, ben torunuma söylüyorum sağolsun o da yazıyor. Ama şarkı tavsiyesi olarak Mor Karbasi'den La Galana I La Mar gelsin.
göç olsun, suç olmasın
ben samsa gençler, yoldayım geliyorum. bu arada yazılar, kim tarafından yazıldıklarına dair bir etiket taşımıyorlar. bozalar bile taşıyorlar, vefa bozacısı örneğin. ayrıca onun orjinali fill the blanks değil, feel the blanks [bir cenk erdem oyunu]. esenlikler dilerim.
22 Aralık 2008 Pazartesi
üç olsun güç olmasın
oooo taner beyler de gelmişler
sefa getirmişler
şimdi çalacağımız parça tanere gitsin:
mahala rai banda'dan audio track 02
sefa getirmişler
şimdi çalacağımız parça tanere gitsin:
mahala rai banda'dan audio track 02
şoferler asla asla asla kahverengi otostop çekmez
sen başlığın saçmalığına aldırma samsa ben anladım seni. aslında sen de beni anladın ama işi çakallığa vuruyorsun. ayıp sana. yüzün kızarmalı. kızardı mı?
efsane kadro bugün düğündeydik. dünde efsane ikili kızılayda. samsa sen de olsaydın üç olacaktık ama olmadık.kitap kurdunda hmmm çay da pek güzelmiş peh peh peh derken kuyumcuda en iyi yatırımın altına yönelik olması gerektiğine zira yuro dolar paritesini tehlikeli sınırlarda gezindiğine karar verdik nazdaqın imkb ile olan kıyasıya savaşını bir ekonomist gözyle değerlendirdik. daha sonra akaya doğru yani şu "aaah mazi bilkent tunus servisleri"ne doğru bir yürüyüş ve 70lerden kalma bir otele bakarken boza içmeye karar veriş, araya sıkışan iki dürüm çiğ köfte ve müesseseleri 23.00 da kapanan akman bozacısında papyonlu kare ceketli retro garsonlar ve boza leblebi keyfiyle 70lere dönüş falan işte. canın çekti demi:)
neyse boşverelim bunları. bir proje biter öbürü başlar. mühim olan boşlukları güzel doldurmak. ilk ingilizce dersinde ne demişti cumali: fill in the blanks. taner beyi de kronostrioya bekler projelerinizde esenlikler dilerim samsacım.
afiyet olsun.
efsane kadro bugün düğündeydik. dünde efsane ikili kızılayda. samsa sen de olsaydın üç olacaktık ama olmadık.kitap kurdunda hmmm çay da pek güzelmiş peh peh peh derken kuyumcuda en iyi yatırımın altına yönelik olması gerektiğine zira yuro dolar paritesini tehlikeli sınırlarda gezindiğine karar verdik nazdaqın imkb ile olan kıyasıya savaşını bir ekonomist gözyle değerlendirdik. daha sonra akaya doğru yani şu "aaah mazi bilkent tunus servisleri"ne doğru bir yürüyüş ve 70lerden kalma bir otele bakarken boza içmeye karar veriş, araya sıkışan iki dürüm çiğ köfte ve müesseseleri 23.00 da kapanan akman bozacısında papyonlu kare ceketli retro garsonlar ve boza leblebi keyfiyle 70lere dönüş falan işte. canın çekti demi:)
neyse boşverelim bunları. bir proje biter öbürü başlar. mühim olan boşlukları güzel doldurmak. ilk ingilizce dersinde ne demişti cumali: fill in the blanks. taner beyi de kronostrioya bekler projelerinizde esenlikler dilerim samsacım.
afiyet olsun.
21 Aralık 2008 Pazar
şoförler neden otostop çeksin ki?
anlaşılacağı üzere, işlerimi halledip, çok yakında döneceğim. kim anladı?
19 Aralık 2008 Cuma
sus kimseler duymasın
günler geçmektedir elbette yağmur da yağsa soğuk da olsa ankaraya kar yağmasa da
2de yat 10da kalk falan ona sevin buna sevinme onu bekle bunu bekleme falan. orhancığımın (veli olan) dediği gibi hayat böyledir zaten. şimdi pazarı bekliyorum büyük gün için:) daha taneri aramadım aldın mı çeyrek altını diye. kimbilir belki de cumhuriyet altını takacaktır ya da samsa gibi çok istemektedir aslında fakat ve lakin hayat onu bırakmayacaktır. ataların dediği gibi bakalım bakalım derim ben de...
arada chick habit gibi bir şarkı bulup indirirsin süper lan deyip sonra ahmet kaya dinlemeye başlarsın sonra blog yazmaya başlarsın falan.. bedingfieldi ise hala dinlememişsindir boşver zaten kim arayacak indirecek falan. samsa zaten flaşa atar müsati bi zamanda demi?
peki otostop çekince durmayan şoförlere sen de küfreder misin samsa, oha lan nerden nereye atladım:)
16 Aralık 2008 Salı
alkışlamayanın rakısı bitsin
berhudar ol samsacım. başlığa bakıp onun şah hatayi olduğunu anlayacağımı düşündüğün için. ben de başlıktan da anlaşılacağı üzere oyun havası dinledim, teksaslı özcan. eğlenceli olabiliyor,gerçekten. biz oyun havacı olsaydık ne diye çıkarırdık ki? balalı hüseyin istanbullu taner ve akşehirli samsa mı yoksa hüseyin from mars samsa from venüs taner from neptün mü?
bugün ulustan transit geçtim yarın da geçeceğim. geçerken şöyle sağa doğru samanpazarı istikametinde bir bakış attım ki samsa görsen korkarsın. ulan samsa dedim ulusun ayazı öldürüyor beni ulan dedim. duyan olmadı. sonra üstüne mamak ayazı. oh oh şahane! tam ismaillik bir hava. bizim ismail, aşkın. ankaraya böyle soğuk puslu yağmurlu bi zamanda gelmek istiyormuş beyzade. msn nickindeki gibi hasta kendisi zaman zaman. böyle bir soğuk yok yahu. var aslında oldukça gerçekçi ama olmasaymış iyi olurmuş.
sarhoşlar deliler hep bize, bize hep bize samsacım. bana da geldi geçen abi otobüs param yok dedi inandırıcı olmasa da deli olduğu için iki lira verdim. bu güzel davranışım karşısında duygulandı benden yanak aldı, otobüs kuyruğundakiler meraklıca baktı. sonra elimdeki sigaraya bakıp sigara versene abi deid eliyle sigara tutuyor gibi yaparak. yok dedim. sigara sağlığa zararlı. güldü. Allah canının alsın mı dedi almasın mı dedi anlamadım. gitti. sonra otobüs geldi.
flaşbek yapıp hatayiye dönersek bir dert bin dermana değişilmez mi yahu? var bu işte bi terslik. yok yani elem ızdırap için mi geldik biz buraya. zaman zaman mazoşist duygular kabarsa da yok de sen hatayiye değişmelisin derdini de. o zaman kendini değiştirmesi gerekir belki de. bilemedim. beni aşan derinlikte oldu bu mevzu. tabi bir de konunun aslını bilmeden atmak da yanlış olur.
şu anda gaziantepte busha atılan ayakkabının üretildiği atölyeden canlı yayın yapma çabasında bir insan olmak güzel olurdu belki. ne kadar anlamsız. ne kadar güzel. ayakkabı 44 numaraymış. sana da alalım samsa. bana fırlatırsın. ya da tanere fırlatırız ikimiz birer tane. kronostiroya intisap et diye bağırırız bir yandan. güzel olur.
ben de dalacağım ummana. asap.
eyvallah
evelallah
bugün ulustan transit geçtim yarın da geçeceğim. geçerken şöyle sağa doğru samanpazarı istikametinde bir bakış attım ki samsa görsen korkarsın. ulan samsa dedim ulusun ayazı öldürüyor beni ulan dedim. duyan olmadı. sonra üstüne mamak ayazı. oh oh şahane! tam ismaillik bir hava. bizim ismail, aşkın. ankaraya böyle soğuk puslu yağmurlu bi zamanda gelmek istiyormuş beyzade. msn nickindeki gibi hasta kendisi zaman zaman. böyle bir soğuk yok yahu. var aslında oldukça gerçekçi ama olmasaymış iyi olurmuş.
sarhoşlar deliler hep bize, bize hep bize samsacım. bana da geldi geçen abi otobüs param yok dedi inandırıcı olmasa da deli olduğu için iki lira verdim. bu güzel davranışım karşısında duygulandı benden yanak aldı, otobüs kuyruğundakiler meraklıca baktı. sonra elimdeki sigaraya bakıp sigara versene abi deid eliyle sigara tutuyor gibi yaparak. yok dedim. sigara sağlığa zararlı. güldü. Allah canının alsın mı dedi almasın mı dedi anlamadım. gitti. sonra otobüs geldi.
flaşbek yapıp hatayiye dönersek bir dert bin dermana değişilmez mi yahu? var bu işte bi terslik. yok yani elem ızdırap için mi geldik biz buraya. zaman zaman mazoşist duygular kabarsa da yok de sen hatayiye değişmelisin derdini de. o zaman kendini değiştirmesi gerekir belki de. bilemedim. beni aşan derinlikte oldu bu mevzu. tabi bir de konunun aslını bilmeden atmak da yanlış olur.
şu anda gaziantepte busha atılan ayakkabının üretildiği atölyeden canlı yayın yapma çabasında bir insan olmak güzel olurdu belki. ne kadar anlamsız. ne kadar güzel. ayakkabı 44 numaraymış. sana da alalım samsa. bana fırlatırsın. ya da tanere fırlatırız ikimiz birer tane. kronostiroya intisap et diye bağırırız bir yandan. güzel olur.
ben de dalacağım ummana. asap.
eyvallah
evelallah
eksiklik kendi özümde
bugün sabah tekrar istanbula merhaba dedim. akşama kadar da eşşek gibi çalıştım. işe gittim, derse gittim, kütüphaneye gittim. yoldan geldim yorgunum, türküsü söyledim akşama kadar. öyle bir türkü var mıydı hüseyin bey?
halı bahsi, soğuk bahsi, bunları unutmayacağız elbet, not ettik kenara. kan kustum, kızılcık şerbeti geyiği yaptım. böyle de birşey vardı. bunların hepsi ağrıyan bir baş ile varlar yazık ki.
"akşehirden istanbula gitmekte olan aksel turizmin sayın yolcuları, firmanız firmamızda yarım saat çay ve ihtiyaç molası vermiştir"
gecenin 4'ü olmuş saat. indim. mübarek mercimek çorbamı içtim. sonra karşıma bir sarhoş oturdu. yanında da dayı dediği babacan bir adam. sarhoş salladı, anlattı falan. dedi çay iç. dedim içmem. çay söyledi. içtim. sonra dedi kahve iç. dedim içmem. bir tane sütsüz neskafe söyledi. bir sütlü bir sade neskafe geldi. ben sütlüsünü içtim. sonra sarhoş olan fazlaca gürültü yapıp az da ağzı bozuk konuşunca, etraftan şikayet gelmiş meğersem. oradan sorumlu başka bir babacan adam geldi. sarhoşla konuştu, bak siz bilmemnerelisiniz -oradaki köyün adını söylüyor sanırsam- yabancı değilsiniz dedi. böyle olmaz falan dedi. az bir tatsızlık çıktı. sonra sarhoş olan çekti gitti. sonra babacan olan dayıyla konuştu diğer babacan sorumlu. babacan dayı da gitti. sonra dedi ki bana sorumlu babacan, bak siz bilmemnerelisiniz. hayır değilim dedim. bak dedi yabancı değilsiniz. dedim bildiğin yabancıyım. dedi yolcu musun sen? dedim evet. ha, dedi kusura bakma. adam ise garip bir şekilde yabancı gelmemişti bana.
hikaye bu.
çorbayı keşke daha önce ödeyerek almayasaydım. o da beleşe gelirdi.
"akşehirden istanbula hareket etmekte olan aksel turizmin sayın yolcuları. aracınız hareket etmek üzeredir. araçtaki yerlerinizi almanız rica olunur".
neyse azizim, hüseyinim ve duy sesimizi artık dediğimiz taner kardeşim.
şah hatayi deyişleri dinliyorum bu ara ben yazımın başlığından da anlaşılacağı üzerine.
bir derdim var bin dermana değişmem diyor adam.
ben de yayla çorbası istiyorum. bol naneli.
ummana dalmaya geldim.
eyvallah.
halı bahsi, soğuk bahsi, bunları unutmayacağız elbet, not ettik kenara. kan kustum, kızılcık şerbeti geyiği yaptım. böyle de birşey vardı. bunların hepsi ağrıyan bir baş ile varlar yazık ki.
"akşehirden istanbula gitmekte olan aksel turizmin sayın yolcuları, firmanız firmamızda yarım saat çay ve ihtiyaç molası vermiştir"
gecenin 4'ü olmuş saat. indim. mübarek mercimek çorbamı içtim. sonra karşıma bir sarhoş oturdu. yanında da dayı dediği babacan bir adam. sarhoş salladı, anlattı falan. dedi çay iç. dedim içmem. çay söyledi. içtim. sonra dedi kahve iç. dedim içmem. bir tane sütsüz neskafe söyledi. bir sütlü bir sade neskafe geldi. ben sütlüsünü içtim. sonra sarhoş olan fazlaca gürültü yapıp az da ağzı bozuk konuşunca, etraftan şikayet gelmiş meğersem. oradan sorumlu başka bir babacan adam geldi. sarhoşla konuştu, bak siz bilmemnerelisiniz -oradaki köyün adını söylüyor sanırsam- yabancı değilsiniz dedi. böyle olmaz falan dedi. az bir tatsızlık çıktı. sonra sarhoş olan çekti gitti. sonra babacan olan dayıyla konuştu diğer babacan sorumlu. babacan dayı da gitti. sonra dedi ki bana sorumlu babacan, bak siz bilmemnerelisiniz. hayır değilim dedim. bak dedi yabancı değilsiniz. dedim bildiğin yabancıyım. dedi yolcu musun sen? dedim evet. ha, dedi kusura bakma. adam ise garip bir şekilde yabancı gelmemişti bana.
hikaye bu.
çorbayı keşke daha önce ödeyerek almayasaydım. o da beleşe gelirdi.
"akşehirden istanbula hareket etmekte olan aksel turizmin sayın yolcuları. aracınız hareket etmek üzeredir. araçtaki yerlerinizi almanız rica olunur".
neyse azizim, hüseyinim ve duy sesimizi artık dediğimiz taner kardeşim.
şah hatayi deyişleri dinliyorum bu ara ben yazımın başlığından da anlaşılacağı üzerine.
bir derdim var bin dermana değişmem diyor adam.
ben de yayla çorbası istiyorum. bol naneli.
ummana dalmaya geldim.
eyvallah.
14 Aralık 2008 Pazar
kızılcıklar oldu mu?
kızılcık hangi mevsim olur samsa? olsa da yesek mi yemesek mi? yenir mi? bilmem ama fatima spar söylüyor ben de dinliyorum.
ntvde haber var istanbul cinnet getirmiş. biz eskiden cinnet geçirirdik artık getiriyoruz. akşehirden bana ne getirdin samsa? cinnet getirdim a.q. al. beğendin mi? bang bang bang.
bugün yağmur yağdı buraya ben de ıslandım. güzel oldu. bööle hafif ahmak ıslatan tadında. ulan ben ahmak mıyım da şapkayı geçirmiyorum diye düşündüm ama sonra boşver ıslanmak güzeldir dedim. zaten duraktan eve kadar topu topu iki dakka.
hatırlar mısın samsa bir iftar sonrası benim odada kirlenmek güzeldir reklamının muhabbetini yaparken çayını bizim halıya dökmüştün. şimdiye kadar söylememiştim ama o günden sonra halıyı attık yenisin aldık. 370 milyon tuttu ama faturayı sana yollamaya çekindimdi. şimdi söylüyorum. peki durup dururken niye böyle bi hikaye uydurdum ki? bilmiyorum.
herneyse. ibo rekor kırmış 51 sayı atmış bi maçta. söz merkez stüdyoda. samsa.
ntvde haber var istanbul cinnet getirmiş. biz eskiden cinnet geçirirdik artık getiriyoruz. akşehirden bana ne getirdin samsa? cinnet getirdim a.q. al. beğendin mi? bang bang bang.
bugün yağmur yağdı buraya ben de ıslandım. güzel oldu. bööle hafif ahmak ıslatan tadında. ulan ben ahmak mıyım da şapkayı geçirmiyorum diye düşündüm ama sonra boşver ıslanmak güzeldir dedim. zaten duraktan eve kadar topu topu iki dakka.
hatırlar mısın samsa bir iftar sonrası benim odada kirlenmek güzeldir reklamının muhabbetini yaparken çayını bizim halıya dökmüştün. şimdiye kadar söylememiştim ama o günden sonra halıyı attık yenisin aldık. 370 milyon tuttu ama faturayı sana yollamaya çekindimdi. şimdi söylüyorum. peki durup dururken niye böyle bi hikaye uydurdum ki? bilmiyorum.
herneyse. ibo rekor kırmış 51 sayı atmış bi maçta. söz merkez stüdyoda. samsa.
13 Aralık 2008 Cumartesi
yayla çorbası istiyorum! bol naneli olacak!
kronostrionun kadir kıymet vesaire açısından süper bir açılım olması süper bir şeydir. gönül ister ki taner de gelsin ve dual moddan trial moda geçelim-o e lan. yazının başlığı da kronostrionun vazifeye kadir olmasından gelir. aslında kadir değil kâdirdir o ama olsun. şapka kalkmıştır. ya da biz kaldırmışızdır. oysa Atatürk Kastamonu'da ne de güzel tanıtmıştı şapkayı bize. kadir inanır ise Atatürk ayarında değilse de yine de özlü sözler söylemiş ve bir ropörtajında yayla çorbası istiyorum bol naneli olacak hüleyn demiştir.
gönül ister ki kronostrio sürekli gelişen bir damar olsun. ama öyle lisedeki gibi ferdi,müslüm çalan bir damar değil ceza sagopa kajmer fifty cent çalan bi damar olsun neşeli olsun arada küfür etsin arada sosyal mesaj versin. zaman zaman zeki müren ve müzeyyen senara da saygı duruşunda bulunalım. 1 dakka bilemedin 2 dakka yeter bunun için.
peki samsa bir bilkentlinin samanpazarında ne işi vardır? bilkent dağ başı üşüyorum samanpazarının sıcak atmosferini özledim demek için mi gitmişsindir samanpazarına? kim bilir. kim? sen ankaraya gelirsen tanerle seni kaleye götürürüz. elma şekeri bulamazsak starking gold ya da amasya elması alırız. tepeden ankaraya bakar ve hakkaten bişey yok lan ankarada deriz. sonra ada cafede güzel bir türk kahvesi içeriz. isterseniz araya bir cağ kebabı sefası sıkıştırırız. güzel olmaz mı? olur.
kendine gel samsa toparlan. kronos trionun sana ihtiyacı var. aslında yazmasam da benim de toparlanmam lazım. artık yazmış oldum zaten. henüz parçalanmadım mı ne? yok lan parçalandım ama boşver.
nil says: ben bu yaz bronzlaşmak istiyorum. what about you samsa? sen ne istiyosun bu yaz? seni biraz bronzlaştırsak fena olmaz. tanerle benim pek ihtiyacımız yok buna zira. kendimizle uzlaşıp yer yer yozlaşsak yeter.
gönül ister ki kronostrio sürekli gelişen bir damar olsun. ama öyle lisedeki gibi ferdi,müslüm çalan bir damar değil ceza sagopa kajmer fifty cent çalan bi damar olsun neşeli olsun arada küfür etsin arada sosyal mesaj versin. zaman zaman zeki müren ve müzeyyen senara da saygı duruşunda bulunalım. 1 dakka bilemedin 2 dakka yeter bunun için.
peki samsa bir bilkentlinin samanpazarında ne işi vardır? bilkent dağ başı üşüyorum samanpazarının sıcak atmosferini özledim demek için mi gitmişsindir samanpazarına? kim bilir. kim? sen ankaraya gelirsen tanerle seni kaleye götürürüz. elma şekeri bulamazsak starking gold ya da amasya elması alırız. tepeden ankaraya bakar ve hakkaten bişey yok lan ankarada deriz. sonra ada cafede güzel bir türk kahvesi içeriz. isterseniz araya bir cağ kebabı sefası sıkıştırırız. güzel olmaz mı? olur.
kendine gel samsa toparlan. kronos trionun sana ihtiyacı var. aslında yazmasam da benim de toparlanmam lazım. artık yazmış oldum zaten. henüz parçalanmadım mı ne? yok lan parçalandım ama boşver.
nil says: ben bu yaz bronzlaşmak istiyorum. what about you samsa? sen ne istiyosun bu yaz? seni biraz bronzlaştırsak fena olmaz. tanerle benim pek ihtiyacımız yok buna zira. kendimizle uzlaşıp yer yer yozlaşsak yeter.
hayat damarı
hayat, yani insan hayatı, yani iktisadi ve işletmevari tabirle -ki dostlar daha iyi bilirler- mikro anlamda hayat, çeşitli damarlarla beslenir. kronostrio, şahsi olarak böyle bir vazifeye kadir, yani bir damar, çapı ne olursa olsun evet bir damar olmak vasfına haiz olmakla ne iyi etmiştir veyahut edecektir. yine anlamadım.
hiçbirşey diyemeyeceğimi bilmeme rağmen, bam güm dalmaya çalışıyorum. ben kendime gelmiş değilim. sadece demek istiyorum ki ahanda burdayım. biraz ev hali, biraz akraba yoğunluğu biraz şu ve bu.
soğuk bahsi de kapanmamıştır, ben o samanpazarının ne soğuğunu yemişimdir. hepsine döneceğizdir efendim. önce bir kendimize dönelim.
meydan senin hüseyin hocam. ben buradayım. ahanda
hiçbirşey diyemeyeceğimi bilmeme rağmen, bam güm dalmaya çalışıyorum. ben kendime gelmiş değilim. sadece demek istiyorum ki ahanda burdayım. biraz ev hali, biraz akraba yoğunluğu biraz şu ve bu.
soğuk bahsi de kapanmamıştır, ben o samanpazarının ne soğuğunu yemişimdir. hepsine döneceğizdir efendim. önce bir kendimize dönelim.
meydan senin hüseyin hocam. ben buradayım. ahanda
12 Aralık 2008 Cuma
zehir zemberek açıklamalar
.... yapmak isterdim şimdi. herhangi bir konuyla ilgili. ama o kadar hareketli değil şimdilik ankara.
her neyse efendim samsanın başlık önermesinden yola çıkıp başlığı bulduktan sonra cümleyi yazıda devam ettirdim ki bir oktay ekşi havası olsun. insanlar ilk sayfada yazanları unutup ne demişti lan bu diye ilk sayfaya geri döner ya. ya da ulan niye bu yzaının başı yok der ilk sayfadaki girizgahı görmezse. işte ööle bişey.
samsacım yazıyı yazıyım başlık sonra bulunur demişsin. iyi etmişsin. zira interde -internazionale olan değil annem internete inter der ona gönderme yapıyorum çaktırma- herneyse interde başlık sonradan konabilir. Burdan süper bir bağlantıyla Ankara'nın ayazına gelirsek hava böyle giderse ööle samsa gibi dışarıya çıkayım başlık sonra bulunur diyemeyeceğiz. zira çok soğuk olacak o yüzden başlığımız- bir anlamda bere- atkımız, paltomuz bizimle olacak. Ama buna rağmen Ankara'nın ayazının meşhur olması anlamsızdır aslında. nice soğuk yer var o halde neden ankara? bana bunun cevabını verebilir misin samsa? hiç sanmam dostum:)
Neyse efendim soğuk bahsi de burda kapanmıştır. bayram ve asker gidişi hasebiyle yoğun olacak trafiktn sonra Pazartesi sabahı saat 9.30 itibariyle kar yağsa güzel olur tabi. Herkes işine gitmiştir. 9 günlük tatil bitmiştir falan. Kar yağması o kadar çok kişiyi etkilemez. ben güzel güzel çıkar dolaşırım dışarda. kimse de bana küfretmez kar duam için. Böyle saat vererek dua edilir mi acaba samsa? ne dersin?
winamp proudly presents Nil Karaibrahimgil: Yalan Dünya. Orda ne çalıyor samsa ve taner kardeşler?
her neyse efendim samsanın başlık önermesinden yola çıkıp başlığı bulduktan sonra cümleyi yazıda devam ettirdim ki bir oktay ekşi havası olsun. insanlar ilk sayfada yazanları unutup ne demişti lan bu diye ilk sayfaya geri döner ya. ya da ulan niye bu yzaının başı yok der ilk sayfadaki girizgahı görmezse. işte ööle bişey.
samsacım yazıyı yazıyım başlık sonra bulunur demişsin. iyi etmişsin. zira interde -internazionale olan değil annem internete inter der ona gönderme yapıyorum çaktırma- herneyse interde başlık sonradan konabilir. Burdan süper bir bağlantıyla Ankara'nın ayazına gelirsek hava böyle giderse ööle samsa gibi dışarıya çıkayım başlık sonra bulunur diyemeyeceğiz. zira çok soğuk olacak o yüzden başlığımız- bir anlamda bere- atkımız, paltomuz bizimle olacak. Ama buna rağmen Ankara'nın ayazının meşhur olması anlamsızdır aslında. nice soğuk yer var o halde neden ankara? bana bunun cevabını verebilir misin samsa? hiç sanmam dostum:)
Neyse efendim soğuk bahsi de burda kapanmıştır. bayram ve asker gidişi hasebiyle yoğun olacak trafiktn sonra Pazartesi sabahı saat 9.30 itibariyle kar yağsa güzel olur tabi. Herkes işine gitmiştir. 9 günlük tatil bitmiştir falan. Kar yağması o kadar çok kişiyi etkilemez. ben güzel güzel çıkar dolaşırım dışarda. kimse de bana küfretmez kar duam için. Böyle saat vererek dua edilir mi acaba samsa? ne dersin?
winamp proudly presents Nil Karaibrahimgil: Yalan Dünya. Orda ne çalıyor samsa ve taner kardeşler?
önce yazayım başlık sonra bulunur
büyük şehirde güzellikleri yakalamak için acele etmek icap eder. misal hüseyin hocam ne güzel söylemiş. kar yağsa da karda yürüsek. mesai saatinin başlamasıyla karın çamura dönüşümü başlar, sonra yürüyecek güzel bir kar ara ki bulasın. sonra ankaranın meşhur ayazları gelir. hayırlısı. burda da durum aynı. burası akşehir, kar kendini gösterdi, yerini ayaza bıraktı ve gitti.
'thema' ve 'theme' güzel olmuş. şarkıyı daha önce dinlemedimdi. iki hususta da saygıyla eğiliyorum önünde.
ben biraz yorgunum, biraz da yapmam gereken iş varmış meğersem, biraz da kafam başka yerde, biraz da bayram havası, biraz hüseyin, biraz blog yazısı, iyi geldi velakin, şimdilik birşey söylemiyorum, söyleyemediğimden. canım sağolsun.
esen kalın.
yazının başlığı da şey olsun. herhangi birşey olsun mesala. ama bu o herhangi bir şeyi herhangi bir şeylikten çıkarır ve bir yazı başlığı yapar. mesela zemberek olsun.
'thema' ve 'theme' güzel olmuş. şarkıyı daha önce dinlemedimdi. iki hususta da saygıyla eğiliyorum önünde.
ben biraz yorgunum, biraz da yapmam gereken iş varmış meğersem, biraz da kafam başka yerde, biraz da bayram havası, biraz hüseyin, biraz blog yazısı, iyi geldi velakin, şimdilik birşey söylemiyorum, söyleyemediğimden. canım sağolsun.
esen kalın.
yazının başlığı da şey olsun. herhangi birşey olsun mesala. ama bu o herhangi bir şeyi herhangi bir şeylikten çıkarır ve bir yazı başlığı yapar. mesela zemberek olsun.
11 Aralık 2008 Perşembe
Cola Turka Hayvanı
Türk Dil Kurumu Sözlüğünde pet yazıp aradım karşıma şu sonuç çıktı: Büyüklük olarak samsanın kocaman eliyle nuri parlayıcının narin eli arasındaki büyüklüklerde değişen evde beslenen küçücük fıçıcık içi dolu hayvancıklara pet denir diyordu.Bu durumda x+y=z denkleminden yola çıkıp cola turka petin bir hayvan olduğuna karar verdim. insanlar doğar büyür ölürken cola turkanın doğup küçülüp öldüğüne karar verdim bir de.
biz cola turka almayız o ayrı mesele. coca-colayı tavsiye etsek de zaman zaman pepsi zaman zaman da fanta ile günlerimizi renklendirme çabasında oluruz. zaman zaman.ya siz ne yaparsınız azizim mirim pirim samsa ve taner?
cola turka haycanı dışında bir de bizimle alakası olmayan orkid hayvanı vardrı ama o pis bir konudur. ne beni ne samsayı ne de taneri ilgilendirir. kanatlı hayvanlar grubundadır. espri kötüdür belki de ama saçmalama özgürlüğü olmadıktan sonra ona da özgürlük denmez zaten değil mi?
bayram bitmiştir. ankarada kar kendini gösterip sonra kaçıvermiştir. yağsa da yolda yürüsek derim ama yağar mı bilmem.
konneksiyon
samsa bloğun bir karkateri olmalı demiştin ya artık var
bu templatein adı da connexion güzel bi isim güzel bi tema
biraz karanlık, biraz bağlantı falan güzel olmuş.
yan tarafa da bizim şarkımızı ekledim. şu 21 numaralı olan.
kronos quartet&astor piazzola: fear
dinleyiniz.
bu templatein adı da connexion güzel bi isim güzel bi tema
biraz karanlık, biraz bağlantı falan güzel olmuş.
yan tarafa da bizim şarkımızı ekledim. şu 21 numaralı olan.
kronos quartet&astor piazzola: fear
dinleyiniz.
10 Aralık 2008 Çarşamba
paramparça aşklar ve köpekler

parçalı notlar deyince yazının başlığını başta sadece paramparça yapacaktım ama madem birileri güzel bi film ismi bulmuş biz de onu kullanmalıyız dedim.
samsanın parça parça notlarıyla devam edeyim
-uğur yücel kraldır. neden bilmem aslında ama Muhsin Bey'de evlerinin önü boyalı direği öyle bir söyler ki öykü berk halt etmiştir. parasını vermeyip kenan imirzalıoğluyla yaptığı dizinin yayından kalkmasına sebep olan şov tivi ise daha büyük halt etmiştir.
- yazı turayı izlemedim çünkü samsa bana flaş diskte filmi vermedi çünkü çünkü çünkü... ama istanbula gelirsem bir yazı tura günü yaparız. değil mi samsacım?
- işlerin ters gideceğini bi türlü anlamam ama bir süredir samsanın atkısındaki ilmekler gibi iki ters bir düzün hayatta daha sıklıkla karşımıza çıkacağını düşünüyorum. 2 ters bir düz az geldiyse 3 veya 4 ters de olabilir ama her şeye rağmen bir düz bulunur. bulmalıyızdır.
- insanlar aksettittittittirilirken ben muhtemelen orda bulunmam. ancak bu akisten bir süre sonra anlarım ne mal olduklarını. eko gibi bişey yani. ekoyu da üç saniye bilemedin 3 dakka sonra duymaz mıyız? sen hiç eko duydun mu samsa? ben duydum. askerde. ama alakası yok yazının konusuyla. yazının da konusu yok zaten. bu yazı bir matriks olabilir mi acaba?
- toparlamak için parçalanmak gerekir desek de ya da samsa sen desen de bunu istemeyiz aslında. ne gerek var parçalanmaya? bir ben miyim derbeder bre hancı demez misin içten içten?
- tavla önemli bir sanattır. belki de zanaattır. tavlanın kendisini yapıyorsan böyle işlemeli kakmalı yaldızlı falan zanaat olur. her önüne geleni yeniyorsan sanat olur. ama yenen kişi yükselse bu da bal olur. yoksa yüksel tavlayı bilmez. ama yener. geçen beni yenmişti mesela.
- paramparça aşklar ve köpekler hatırladığım kadarıyla güzel bi filmdir. zaten bağımsız dedikleri adamlardan biri çekmiştir. ama köpeklerin dövüştürülmesi gerçek hayatta hiç bi merak uyandırmaz bende. sizde de uyandırmamalıdır.
- bayramda harçlık verecek kadar büyümüş olmak iyi bir şey değildir. çünkü artık büyüksündür ve harçlık dışında da sorumlulukların vardır. tanerin telefonu açmayıp sonra geri aramaması da iyi değildir. çünkü o tanerdir.
- fenerbahçein kieve yenilmesi kötüdür ama bu beni aslında hiç etkilememiştir.
-dooşan uşakların dostudur ama tavşanın çocukların dostu olup olmadığı belli değildir. azeri olasydık bu hiç komik olmayacaktı ama azeri değiliz ve bu çok komiktir.
- canım sıkılmıştır belki de ve buraya bişeyler yazmak beni rahatlatmaktadır...
çalakalem yazıyorum yahut zurnada peşrev mümkün mü?
hüseyin efendi ve varlığından haberdar olduğundan bihaber olduğumuz taner kardeşim ve midyat ve seyfo ve halamın -yoksa 'hala'nın mı yoksa hâlâ mı- mantısı ve hallabi ve üçler ve kırklar ve yediler ve sevgili orhan veli. beni iyi dinleyiniz. şurada bilmediğim eski osmanlıca terimler kullanarak lütfuşahanemizarudizaragarkeyleyuben hiçbirşey annamıyorum.
parçalı notlar bırakıyorum buraya:
- uğur yücel dizi çevirmiş veya dizide oynuyor, uğur yüceli dizide gördüm bu iyi.
- yazı tura filminde hayalet cevherin tutuklandığı sahneyi ne zaman görsem içim parçalanır.
- işlerin ters gideceğini sabah tostumun gecikmesinden anlarım böylece banka memurları, otomobil şoförleri, kırmızı ışıklar ve bilimum eşya ve insan doğallıkla işlerimi baltalayabilirler.
- yaptığın işi güzel yapmak gerekir, yani yaptığın işin hakkını vermek, bu sanırsam en önemlisi.
- insanlar insandırlar ve bu onları çok iyi veya çok kötü veya ortalama veya garip şekillerde aksettittirebilir.
- toparlamak için önce iyice parçalamak gerektir sanıyorum ki bu önermenin kritiğini bir arkadaşla yapmıştık sağolsun.
- tavla önemli bir sanatımızdır kıraathaneleri ve çay ocaklarını yaşatmalıyız.
selamlar.
parçalı notlar bırakıyorum buraya:
- uğur yücel dizi çevirmiş veya dizide oynuyor, uğur yüceli dizide gördüm bu iyi.
- yazı tura filminde hayalet cevherin tutuklandığı sahneyi ne zaman görsem içim parçalanır.
- işlerin ters gideceğini sabah tostumun gecikmesinden anlarım böylece banka memurları, otomobil şoförleri, kırmızı ışıklar ve bilimum eşya ve insan doğallıkla işlerimi baltalayabilirler.
- yaptığın işi güzel yapmak gerekir, yani yaptığın işin hakkını vermek, bu sanırsam en önemlisi.
- insanlar insandırlar ve bu onları çok iyi veya çok kötü veya ortalama veya garip şekillerde aksettittirebilir.
- toparlamak için önce iyice parçalamak gerektir sanıyorum ki bu önermenin kritiğini bir arkadaşla yapmıştık sağolsun.
- tavla önemli bir sanatımızdır kıraathaneleri ve çay ocaklarını yaşatmalıyız.
selamlar.
iki x bir y
evet ben bir mütevatir olabilirim ne demek olduğunu bilmesem de farsça birçok sıfata da sahip olabilirm güzel olur samsa.
ne kadar ciddi başladım bu yazıya değil mi. boşver sen. taner sen de boşver. toparlayamamak hepimizin sorunu galiba boşvermek lazım samsacım.tanercim sen de boşver bu arada tabi. hepsinin arasında da midyatla seyfo gülsünler. bu bize yeter.
iki ters bi düz deyince samsanın bilgi işlemde çalışma saatlerinde memurluk hayatına alışıp örgü örmeye başladığı önermesi geldi. bunu ben kendim kendime önerdim zaten o da ayrı bir konu.
samsacım gerçekten 2ters1düze bşlaıysan hemen bırakmalısın. gel senle tavla oynayalım. 2 mars1ters bize daha çok uyar? uymaz mı? uymazsa sadece halil abide nargile içeriz. o da olur.
ne kadar ciddi başladım bu yazıya değil mi. boşver sen. taner sen de boşver. toparlayamamak hepimizin sorunu galiba boşvermek lazım samsacım.tanercim sen de boşver bu arada tabi. hepsinin arasında da midyatla seyfo gülsünler. bu bize yeter.
iki ters bi düz deyince samsanın bilgi işlemde çalışma saatlerinde memurluk hayatına alışıp örgü örmeye başladığı önermesi geldi. bunu ben kendim kendime önerdim zaten o da ayrı bir konu.
samsacım gerçekten 2ters1düze bşlaıysan hemen bırakmalısın. gel senle tavla oynayalım. 2 mars1ters bize daha çok uyar? uymaz mı? uymazsa sadece halil abide nargile içeriz. o da olur.
9 Aralık 2008 Salı
Terslikler, düzlükler yahut ikitersbidüz
Sevgili ve saygıdeğer ve nevi şahsına mütevatir Hüseyin kardeşimin azmini ve cezmini ve bilimum arapça, farsça ne kelime var ise onları kullanarak takdir ediyorum.
Hocam şimdi hayat çocukluğumuzda pilotluk parkından geçip neşemize neşe katmıştı. Şimdi diyorlar ki uçtun mu? Kasıtları uçak ile uçup uçmadığım şu ömrü hayatımda ama ben zaten uçmuşum kim ne bilir.
Zor zamanlardayız mirim, üstelik yoğun zamanlar da. Bayramdır lakin, eşsiz güzelliği vardır.
Şimdilik starbucksun entel krolarının sigarayı bırakma hayallerine düşenlerine kahkahayla gülmek, pilotluk mücadelesinde sinan ve fazlı ve hacer ve zülfü ve berrak ve mustafa kardeşlerime başarılar dilemekle yetineceğim ve yelteneceğim.
Umut sürmektedir. Kim engel olabilir.
Toparlayamıyorum bir türlü. Sabır.
Hocam şimdi hayat çocukluğumuzda pilotluk parkından geçip neşemize neşe katmıştı. Şimdi diyorlar ki uçtun mu? Kasıtları uçak ile uçup uçmadığım şu ömrü hayatımda ama ben zaten uçmuşum kim ne bilir.
Zor zamanlardayız mirim, üstelik yoğun zamanlar da. Bayramdır lakin, eşsiz güzelliği vardır.
Şimdilik starbucksun entel krolarının sigarayı bırakma hayallerine düşenlerine kahkahayla gülmek, pilotluk mücadelesinde sinan ve fazlı ve hacer ve zülfü ve berrak ve mustafa kardeşlerime başarılar dilemekle yetineceğim ve yelteneceğim.
Umut sürmektedir. Kim engel olabilir.
Toparlayamıyorum bir türlü. Sabır.
7 Aralık 2008 Pazar
anne ben pilot olacam
Kaç ülkenin 5500 pilotu var biliyor musunuz taner ve samsa? ben bilmiyorum. acaba thk biliyor mu? unutturmayın da "zülfü hacer elele hep beraber finale" merasiminde fazıl'a soralım kaç ülkenin 550o pilotu olduğunu, sinan gelirse ona da sorabiliriz.
ya da siz bana sorabilirsiniz "olm başka işin yok mu senin?" diye. neden olmasın?
4 Aralık 2008 Perşembe
Bahis demişken
zaten başkanın da müftü olması beklenirdi yoksa müftü olmazdı, müezzin, bilemedin imam. o kadar.
liderliğimi şöyle futbolculardan örnekler verip fenerbahçeli bilmem kim barçalı bilmem kim gibi liderim diyerek anlatmak isterdim ama son yedi yıla yedi karşılaşma sığdırmış birisi olarak en büyük fener diyerek böyle bir betimleme yapamayacaığımı kabul ediyorum. o zaman liderimiz taner olmalı diyorum. yes, we can taner.
başlığa baktın ve bahis demişken neymiş dedin demi samsa. bugün alper de vardı yanımızda ve taner gelmeden önce keyifle starbucksta kahvelerimiz son derece entel bir şekilde yudumlarken alper bana en ince iddaa bet and win vesaire taktiklerinden bahsetti. ama ben pek anlamadım. orana bakıp oynayınca kaybediyorsun sadece, onu biliyorum.
hala eee diyorsun demi samsa, şimdi de bahis demişkenden alper demişkene geçmek istiyorum. Alper sigarayı bırakacakmış. Valla! Evdeki iki karton sigarası bitince. Valla!
Peki ya buna ne dersin? Diyebilir misin?
liderliğimi şöyle futbolculardan örnekler verip fenerbahçeli bilmem kim barçalı bilmem kim gibi liderim diyerek anlatmak isterdim ama son yedi yıla yedi karşılaşma sığdırmış birisi olarak en büyük fener diyerek böyle bir betimleme yapamayacaığımı kabul ediyorum. o zaman liderimiz taner olmalı diyorum. yes, we can taner.
başlığa baktın ve bahis demişken neymiş dedin demi samsa. bugün alper de vardı yanımızda ve taner gelmeden önce keyifle starbucksta kahvelerimiz son derece entel bir şekilde yudumlarken alper bana en ince iddaa bet and win vesaire taktiklerinden bahsetti. ama ben pek anlamadım. orana bakıp oynayınca kaybediyorsun sadece, onu biliyorum.
hala eee diyorsun demi samsa, şimdi de bahis demişkenden alper demişkene geçmek istiyorum. Alper sigarayı bırakacakmış. Valla! Evdeki iki karton sigarası bitince. Valla!
Peki ya buna ne dersin? Diyebilir misin?
Liderlik bahsi
vansuponetaym; çünkü ben henüz lisedeydim. lisedeydilik ne kadar uzak kalmış bana. gayet de doğal. mevzumuza dönelim. kızlardan birisi sanırsam şeyma olabilir, sınıf başkanıydı ve biz devrim yaparak, beni başkan yaptık, müftüyü de yardımcı, ben yine öz irademi kullanarak başkanlıktan çekilmek suretiyle, koltuğu müftüye bıraktım. bu hikayenin doğruluğu konusunda bile şüphelerim var. belki de ben uydurdum ve sonra inandım ama yanılmıyorsam doğru. herneyse, tarih hepimizi yargılayacaktır. kıssadan hisse. ben devrim yapmış ve öz iradesiyle liderliği bırakmış büyük bir lider görüntüsü sergilerim şu hikaye-i ibret ile. içerimde ise neler vardır burada dillendirmeyelim şimdi.
efendim. şurada liyakatiyle liderliği götürecek olan kişi hüseyindir tanerdir ben değilimdir. ben böyle liderlere omuz vuran, çelme takan, dirsek atan, halktan olmak isterim. maksat liderler silkinsin ve kendine gelsin.
gelelim neden kronostrio? çünkü melodisi güzel, ne olsun. krolukla bizim ne işimiz var halbukisem. maksat gönüller bir olsun.
hüseyine hassaten selam eder, taneri platformumuza hasretle bekleriz. eyvallah.
ayrıca soundtrack'te sekiz numaralı parça, dead man walking. hakkaten selam.
efendim. şurada liyakatiyle liderliği götürecek olan kişi hüseyindir tanerdir ben değilimdir. ben böyle liderlere omuz vuran, çelme takan, dirsek atan, halktan olmak isterim. maksat liderler silkinsin ve kendine gelsin.
gelelim neden kronostrio? çünkü melodisi güzel, ne olsun. krolukla bizim ne işimiz var halbukisem. maksat gönüller bir olsun.
hüseyine hassaten selam eder, taneri platformumuza hasretle bekleriz. eyvallah.
ayrıca soundtrack'te sekiz numaralı parça, dead man walking. hakkaten selam.
3 Aralık 2008 Çarşamba
Aslında
Tanerin henüz yazar kadrosunda görünmüyor olması patronluk ve söz söyleme kavgasında sadece benimle samsanın olduğu anlamına gelmez tabiiki. taner şimdi emin çölaşan gibi değil yılmaz özdil gibi bir durumdadır. taze kandır, hayattır taner. samsada da aynı ışığı görmek mümkündür tabi. bana gelince ben şu anda samsanın yolladığı süper soundtrack mi neyse onu dinliyorum ve bunun da konuyla alakası yok. sözün özü gelip bloğa renk katınca neden o da yok asıl ben patronum demesin?
bu patronluk kavgasını önlemek için herkes liderlik yaptığı bir olayı anlatsın oradaki rolünü açıklasın ve neden kronostrio sorusuna cevap versin. en çok oyu alana ve hiç oy almayanlara da biz kronostrio olarak olumlu ya da olumsuz geri dönelim.
bu patronluk kavgasını önlemek için herkes liderlik yaptığı bir olayı anlatsın oradaki rolünü açıklasın ve neden kronostrio sorusuna cevap versin. en çok oyu alana ve hiç oy almayanlara da biz kronostrio olarak olumlu ya da olumsuz geri dönelim.
2 Aralık 2008 Salı
ne nedir? bu nedir?
bu bir geyik platformudur. bu ders arası yakılan sigaradır. bu blog, ben yaptım olduculuktur. derdimiz değildir. patron hüseyindir fakat kuralları ben koyarım.
yazı no: 1
Samsaya yaptığım açıklama şu o bile anladıysa herkes anlar:
musa:
ne demek ki?
Hseyin:
kro: kro
Hseyin:
nos: nous: biz
Hseyin:
trio: triii: three: üç:3
musa:
trioyu biliyorum tamam
Hseyin:
biz üç kroyuz yani
musa:
olur süper olur valla olur
Hseyin:
biz tam yedi cüceyiz gibi
musa:
kronostrio hoşuma gitti
Hseyin:
14 elli bir deviz
musa:
benim de aklıma geldiydi de söylemediydim
budur!
musa:
ne demek ki?
Hseyin:
kro: kro
Hseyin:
nos: nous: biz
Hseyin:
trio: triii: three: üç:3
musa:
trioyu biliyorum tamam
Hseyin:
biz üç kroyuz yani
musa:
olur süper olur valla olur
Hseyin:
biz tam yedi cüceyiz gibi
musa:
kronostrio hoşuma gitti
Hseyin:
14 elli bir deviz
musa:
benim de aklıma geldiydi de söylemediydim
budur!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)