26 Ocak 2009 Pazartesi

tv screen

"find a beautiful old street / not rushing through this time"

diyerek sesinize ses vermek istedi samsa. samsa sonra yine counter-strike oynamaya başladı. eagle ile sniper ile dördün üçüyle ve keleşle insanları taradı. hayata dair formüller geliştirmeyi önerdi sonra samsa, işin içinden çıkamadı. ne yapsa birşeylerin eksik olacağını anlayan samsa, hüseyin ve taner beylerin blog kayıtlarını okudu, okuduğuda samsa, çocuklar gibi şendi. anladı ki samsa, ne yapsa birşeyler eksik kalacak. "eve dön, kalbine dön, şarkıya dön" mısraına tutundu bir süre samsa. hafta sonu samsa, çay içmesi gereken ne kadar yer varsa oralarda çay içti. beşiktaşlı dostlar, kazım ve nazım. çay içmeyi önemseyen ve blog kayıtlarına tutundu samsa. ayakta kalmaya iman etti sonra samsa, herşey güzeldi. bazen samsayı özlüyorum. 

"come in and drink with a false name"

poker face

her ne kadar literatürde ikiyüzlü anlamında kullanılsa da pokerface aslında biz gençlerin facebooku kısaca face olarak çağırmamızdan dolayı facebookta oynanan pokere verdiğimiz kısa isimdir. şimdi farkettiğim üzere bu yazı da aslında ulan ben de yazmalıyım moduna girerek oluşturulmuş bir yazıdır.
istanbul'un şu ana geçen iki haftası bol bol poker face göreceğimi düşündürmüşür. bu gerek can sıkıntısından facebooka girmek gerekse ikiyüz ün kaç yüze çıkabileceğini anlamak anlamında gerçekleşecektir. bu kötümser bir ifade senaryo ya da şiir olsa da hazırlıklı olmakta da fayda vardrı efendim.
tabi bu arada istanbul varsa ve galata ve samsa ve kağıt varsa pişti oynamakta hiç bir mahzur yoktur bence. gönül ister ki pişti yerine 3-5-8 oynayalım. sonra nişantaşına gidip bütün ğırlığımızı oraya verebiliriz. ama galatada hafiflemek iyi gelir. zira isviçreli bilim adamlarına göre dürbünü veyahut teleskopu en verimli kullanmanın ilk prensibi hafiflemektir. yoksa bırak teleskopu. al eline elektron mikroskopunu yine bi bok anlamazsın afedersin.
affettin mi taner?
sen de affet samsa.
baba zuladan gelsin bir sana bir de bana...

24 Ocak 2009 Cumartesi

küfür nedir?

Giriş: İnsanın kendisine yakışanı söylemesidir. yani; kendisine yakışanı başkalarına söylemesidir. "Bu ayakkabı bana çok yakıştı" derseniz küfür etmiş olursunuz. Kötü ayakkabı sahibinindir.


İmdiiii; kimler küfürü hak ediyor? El kaldırın. Evet Samsacığım, el kaldırmakla doğru bir iş yaptın, yaptın da elini kaldırırken orta parmağını da havaya dikmeyeydin keşkem. Zaten uzun bir elin ve uzun bir orta parmağın var. "Poker Hand". Ne hareket çektiği belli olmuyor. Dürbün gerek.


Telefonların var, arıyorum; fırça atıyorsun :"Bir daha metrodayken beni arama!&?+^'!!" deyu. Seni kınıyorum samsa, sana laflar hazırladım.


Gelişme: Kaledeki çocuklar top oynamayı bilmiyorlar. Nereye vurdukları belli değil: "Poker Foot". Dürbün gerek. Ama yine de parayı biz uçlanıyoruz. Üstelik maçtan hemen önce sigara içtiğimiz için nefes nefese kalıyoruz.


Sonuç: Benim İstanbul'a ne zaman geleceğim ve ne zaman üçünüze üçümüz, bayram etsin çükümüz moduna gireceğimi inanın bilmiyorum. (Çok ayıp bir şey söyledim, özür dilerim; aslında yarı-diplomat bir adamım.) Evet, bilmiyorum: "Poker life." Nereye gideceğim belli değil.Hayatım poker oldu. Geleceği görmek için teleskop da yetmez.

Ama gelirim, bir cafe ye otururuz Nişantaşı'nda... Samsa haki renkli fuları, föter şapkasıyla gelir. Hüseyin, siyah çerçeveli gözlüğü ve de ağzında piposu ile gelir, sık sık "Bu Bağlamda" der. Ben de siyah balıkçı yaka kazağımın kollarını çekiştirerek iki elimle birden fincanı tutarak "cafe latte macavetti de la cruz" tarzından bir şeyler içerim. Samsa top sakallı, o sık sık "postmodern" desin. Politikacılardan balıkçılardan ressamlara kadar çekiştirmedik kimse bırakmayız. Ve sadece camekânlı köfteciyi güzel adam olarak buluruz.Kadife ceketi de ben mi giysem acaba?. Çiğ köfte yiyip bunu da ilginç deneyim olarak nitelendirdik mi tamamdır. Ceketimin kolları yamalı olsun.


Neyinize gerek lan Galata'da pişti oynamak? Ananız babanız bunun için mi gönderdi sizi İstanbullara? Scalerica Del Oro (Salonika) dinleyin. Yine sinirlendim. Sinek sekizliyi at bu el, elinde kız vale var; sendeki maça kızıyla alırsın sonra...

21 Ocak 2009 Çarşamba

internet bulamazlarsa

pasta yesinler demiş ünlü fransız şansölyesi tony samsa obama.
internetsizlik kötü bişey ama yine de bi süre ayrı kalmak da gerekliymiş galiba. beynim bytelardan kurtulmuş artık istanbulu içine sindiriyor.
2/3 çoğunluğun istanbula geçmesi ise seçim gözlemcilerinin pek umrunda değil. kalede top oynamanın da keyfi var galata da pişti oynamanın da. işe başlamanın da iş yapmamanın da buna mukabil maaş almamanın da.
ne demiş orhancığım veliciğim: hayat böyle zaten.
ikitelliye gelmek isteyen samsalar 78m ye tanerler 146m ye binsin. olmazsa taksimde buluşup ordan süleymaniye ye gidelim. kurufasulye yer sonra da güzel bir çay içeriz.
güzel olur.
yes, we can.

8 Ocak 2009 Perşembe

bir tatlı huzur almaya geldim

Tanpınar'dan devam ediyoruz. Şimdi de Huzur'a başladım. Diyor ki:
"Huzur için belli bir dünya görüşüne bir hayat nizamına kavuşamamış Cumhuriyet aydınlarının 'huzursuzluklarını' dile getiriyor denebilir."
işte böyle diyor. kronosun amacı geyik olsa da böyle ulvi sözlerin de zararı olmaz sanırım değil mi sevgili 2/3.
velhasılı kelam cumartesi istanbuldayım. huzur orda mı nerde bilmiyorum. finallerim yok ama ikitelli de çok uzak. her gün de traş olmak falan var.
ama winamp diyor ki you are the luckiest man by the wood brothers. kimbilir belki doğrudur. ya da milli piyango gibi bu şarkıyı dinleyen iki milyon kişiden dört kişi çeyrek şans buluyorlardır kendilerine.
öyle bir şey.
çalsın sazlar
alaturka başlasın

5 Ocak 2009 Pazartesi

finallerden dolayı

iki hafta kapalıyız biraderler, bu sırada hüseyin istanbula teşrif etmiş ve bilmemkaçıncı cemre, toprağa mı, suya mı, havaya mı ne düşmüş olur. böyle birşey vardı. hayırlısı.

1 Ocak 2009 Perşembe

batman landed

yeni yılın üçüncü saatinde bu saçma yazıyı yazmamın sebebi aklıma gelen şu saçma sorudur:
eğer batman returns ü yazan senaristler catwoman karkterini sırf bat ve cat isimlerinin telaffuz benzerliğinden yola çıkarak oluşturdularsa -ki yüzde 99.999999 böyle bir şey yoktur- senaristler türk olsaydı sırf telaffuz benizor diye yarasa adam pırasa kadın mı yaparlardı? cevap saçmalama git bi çay koy gel..
i wish you a merry xmas