26 Ağustos 2009 Çarşamba

iş bu halde

thomas bernhard'a giriş yapıyoruz. yürümenin ve düşünmenin ve delirmenin birbirleriyle olan organik bağları üzerine düşünüyoruz veya yürüyoruz veya deliriyoruz tutarlı olarak.
sonra diyor ki insan başarısız olmak isteyebilir ve pekala bunda başarılı olabilir. bu bir çelişki midir? değildir. gerçi bunu o söylemiyor. bense şöyle diyorum. insanın en büyük erdemlerinden birisi iradedir. ben iradesiz bir insanım lakin. bu benim vasıflarımdan biri ve bu beni vasıflı bir insan yapar. vasfı illa ki olumlu anlamda mı kullanmalıyız bilmiyorum. tıbba ve tdkya çok da güvenmiyorum. şu aklıma geldi. bilkentten henüz atılmamışken ve ders çalışmayı bir türlü beceremezken ve dahi kütüphaneye ders çalışmak niyetiyle gidip gidip ders çalışmadan ve fakat farklı kitaplar okuyup döndüğüm sıralar buna şöyle bir çözüm önermiştim. aslolan insanın karar verdiği işi kararlılıkla yapması demiştim, ki biz buna irade diyoruz. bu sebeple kütüphaneye ders çalışmamak amacıyla gidip gidip ders çalışmadan dönmüştüm çok kez. ben buna başarı derim.
neyse, konuyu dağıtalım. dağıtalım yani, konuyu dağıtmayalım deyip duran, bu konuda hastalıklı insanları boşverelim. diğer bir olay vardı ama onu başka bir yerde belirttim. kendimi tekrar etmeyi sevmiyorum. saygılar. bazı şeyler eksik kaldı. tekrar döneceğim.

25 Ağustos 2009 Salı

sorunluyum, özür dilerim

hem de bir hayvanım. samsa şarkının ismini nasıl hatırlamazsın diyerek oruç ağzımla günaha girmiştim ya, eksik bilgi vermişim. şarkı şöyle: astor piazzola ve kronos quartet'ten geliyor "five tango sensations - 05 - fear.mp3" imiş.

işkembeden sallamak artık yasak. kitapları bilemem ama filmleri ilk fırsatta izliycem bu arada samsacancancan. siz de bu arada ffffound.com da gezinin. o ara ile bu aranın hiç bir organik bağının olmamasına aldırmaksızın, çılgınca gezin hatta.

taner, it is your turn buddy.
i mean it.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

ben sorunlu değilim.

başlıkta sadece bu olsa sonra altta yazan kişi ayarlarında sorunlusun dese güzel olur. muş. elğine sağlık samsa, Türkiye GSMH'si bu yenilikle birlikte önümüzdeki yıl onyüzbin dolar olacakmış.

kronos quarteti de hatırlatayım. bu da iki numaralı yazı oldun. müzikon not eveylibıl olabilir ama kronostrionun şarkısı neydi diye düşünmek de abest le kimi zaman asbestle iştigaldir. hatta düpedüz hayvanlıktır yahu. oruç ağzımı bozdurma benim samsa.

karikatür candır. espriler olmasa biz ne yaprız, selçuk erdeme kapımız açık her zaman. gelsin bi akşam iftar yapalım birlikte. snra birlikte bir karikatürünü bloga ekleme partisi düzenleriz. iyi olur. çekinme ekle samsacım. dediğim gibi, karikatür candır.

nerde kalmıştık kayzer şose, tanımam. film süper olsa da sonunda ohaaaaaaaaaaaaa demiş olsamda kayse şose dendiğinde aklıma öncelikle keçiören civarında bir semt ya da benzeri bi şey olan asfalt-şose gelir. ne kadar ilginç değil mi?
-evet hüseyiiiiiiiiinnnnnnn. çok ilgiiiiiiiiinnnnnnnççççç.

ramazaınn dördüncü gününde iftara sekiz saat 27 dakika kalmışken yazmış olduğum bu post aslında post değil yazıdır. ne bileyim daha özgün şeyler söylemek, orijinal işler yapmak isterdim ama ama nasip değilmiş. sezen aksu çalar gibi gülümseyi dinler gibi yaptım. tut ki şehre bir film gelmedi dedi. sıçtık dedim.

siyuleytır.

günün şarkısı: uyan ey gözlerim olsun ramazan ruhuna uygun olsun. derler ki padişahın biri namaza kalkamamış mı ne olmuş. sonra demiş ki eyvah gafil oldum ben. sonra aşka gelmiş bunu yazmış. buna benzer bir şey.

best wishes.

taner, it's your turn buddy.
taner, it's your turn body.
taner, it's tour yurn dubby.
taner, it's dour burn yody.

21 Ağustos 2009 Cuma

yazan kişinin meçhuliyeti problemi üzerine

blogdaki entri sahibinin kim olduğunun entrinin altında gözükmüyor oluşuna çözüm bulabilecek girişimci, bardak tasarımı yapabilme yeteneğine sahip, balık tutabilen, boktan şeyler üzerine yaratıcı fikirleri olan -örneğin klozet- enteresan bir işletmeciye ihtiyacımız var.
yani özgün yazarlarız bunu biliyorum. yani erkan oğurun gitar yorumu gibi, benim yazım mesela yüz metreden icracısını ele verir. ama yine de bir çözüm, gözüm.

aşk mektubu


normalde blogda resim paylaşmayı sevmiyorum. yani görsel olarak blogun düzeninin canına okuyor, lakayit bir platform haline getiriyor, ciddiyetinin cılkını çıkarıyor falan. ama çok güzel bir karikatür. burda paylaşmazsam kendimi paylayacağım çünkü. çok uzatmadan sizi sevgili selçuk erdem ile başbaşa bırakıyorum. çölde yankı var mıydı, yok muydu?

aklıma gelmişken

bahsettiğim kısa filmlerin youtube linklerini bodozlama boca edeyim.
http://www.youtube.com/watch?v=KNgBO5pNeL4 http://www.youtube.com/watch?v=8zJDQwG-7Ks
http://www.youtube.com/watch?v=Uv3cjVmAyU4
http://www.youtube.com/watch?v=snhEFMyPajY
tembel adamlarız malum. arayıp bulmaya falan üşenebiliriz.
bu arada tembelliğin de bir erdem olduğunu daha önce söylemiş miydim?
knut hamsun - açlık
rainer maria rilke - malte laurids brigge'nin notları
tolstoy - itiraflarım
bunları okumuş muyduk?
beckett'e gereken önemi gösteriyor muyuz?
bir çöl düşlüyor muyuz. çölde yankı var mıdır? çöldeki yankıya tekrar döneceğim aklıma gelmemişti. ilerleyen saatlerde çöldeki yankıdan bahsedecek miyiz?
dostlar, nasılız?

keyser soze var mıydı, yok muydu?

adres soran adam diye bir kısa film izlemiştim. orhan veli'ye takıldığım günlerden hatıradır. gencin biri dolaşıp elindeki dergiyi satmaya çalışmaktaydı. sıkıntı isminde bir dergi. ederi yok. ne bozuğunuz varsa veriyorsunuz. zengin olduğum günlerdi. bozuğum yoktu :) ben de kahve ısmarlamayı önerdim. falan filan. o dergiyle verilen cd'den çıkmıştı film. çok takdir etmiştim. dün esti ve youtube'den arattım. adamlar hayli film çekmişler. ayrılık, keyser soze var mıydı yok muydu, bunlardan önde gelenleri. izleyelim izletelim.
klark muhabbetinin özü de dilerseniz bahsettiğim tv programından dilerseniz de eksisozluk kutsal bilgi kaynağından edinebileceğiniz gibi, clark gable'dan türk argosuna geçmiştir. klark çekmek diye birşey büyük türk argosunda vardır, büyük türk şiirinde de, büyük türk müziğinde de.
teknolojik desidero uyarlamasından veyahut cover'ından dolayı takdirle karşılıyoruz hüseyin beyi, şarkıdan ötürü de.
bir de şu bizim kronos şarkısının ismi neydi, nasıl bulurduk. hani şu tıklayınca musicon not available diyen şarkımız. çok mu anlamlı dersiniz?

put your lights on

santana söylüyor. her işin bir matematiği olduğu gibi balık tutmanın da bir matematiğinin olduğunu söylemek, dünyanın en kötü matematikçisinin dünyanın en kötü çevirmenine karşı sarfedeceği ender derinlikli lirik ve dahi didaktik kelamların öncülerindendir.
öyle bir cümledir ki bu, cümlenin devrik mi yoksa değil mi -yani kurallı, edilgen, ettirgen- olduğunu teşhise ehil mercilerin istişare dahilinde çözemeyeceği netlikte bir ittifakı ulema, muallakla haklamıştır.
iş bu halde aziz dostlar, taner beyi ısrarla ve ısrarla ve defaten ısrarla aramıza beklemekteyizdir. hüseyin beyi kurumsal ve kuramsal ve girişimsel kinetiklerinden ve dahi yaşamayı bildiğinden ötürü takdir ve tebrik etmekteyizdir.
zilzurna zahid zembereği zatına zerketmektedir.
hayırlı ramazanlar.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

ali kıza bir klark çekiyor

kahvedekiler ne diyor:
a. ınının
b. vınnn

cevap tabiki b şıkkı. 3g gelmiş herkesi merak ediyoruz. kahvedekiler hemen bi modem alıp facebooktan kız kimmiş kimlerdenmiş ona bakıyorlar. sonra diyorlar ki:
-ali koçum bu kız bize göre değil. kız facedeki statüsünü garip bi dilde yazmış. (... just fell in love)

ali boynunu büküyor. hikaye bitiyor.

herneyse efendim. klark ile muhabbetimin şu an için ancak bu düzeyde olduğunu belirtmem sanırım ne ah muhsin ünlüye ne samsaya ne diğer ünlügillere saygısızlık olmaz. balıkçı dostarıma sordum. bir şey olmaz dediler ama ben yine de paylaşmak istedim.

balıkçılık güzel şey azizim. turks and caicosa taşındığımızda yahut hüseyin cumhuriyeti kurulduğunda aç kalmamak için bunu öğrenmemiz elzemdir. bu kelimeler samsadan mülhemdir. belki şimdi dalga geçiyorsunuzdur ulan 2 milyonluk balık için 20 milyon masraf yapılır mı diye ama büyük türk girişimcisi elvan abeylegessenin dediği gibi para harcamadan para kazanılamamaktadır. velhasılı kelam balık ne güzel şey güzel şey balıktır. tavsiye edilir. belki her hafta sonu için bir program bile ayarlanır. sezen cumhur önal sunar.
- şimdi çukulata renkli balıkçımızdan geliyor: mezgit

kronos boş durmamalıdır ayrıca. bilginiz olsun. ilginiz olsun. bu yazı da o yüzden yazıldı zaten. nil karaibrahimgilin dediği gibi illaaa illaaa illaaa....

kosgeb için iftar vakti. (pat)

Allah kabul etsin.

Orucu açtıktan sonra dinleyiniz: The pierces --> secret. 42 numara bi şarkıdır kendisi.