20 Aralık 2009 Pazar

unintended'ı gördüm

ve artırıyorum: assassin. dinleyiniz.
biraz daha sert müzik dinlemeye meylim öfkemden kaynaklanıyor sanıyorum.
"benim kadar acı çekmedikçe tanrıya inanmamı beklemeyin benden"
diye başlaması gereken bir roman başka türlü başlıyordu.
tamam, hiçbirşey bitmesi gerektiği gibi bitmiyordu ama başlaması gerektiği gibi başlamaması biraz haksızlık olmuyor muydu?
maddeler halinde yazıyor olmak insanı rahatlatıyor.
kronosun yaş günü hüseyin'in yaş günü kadar heyecanlandırıyor beni.
en azından kronos hediye talep etmiyor.
şöyle bir dönüp bakıyorum da iyi oldu diyorum.
ben çaktırmam ama şöyle bir dönüp bakmamla meşhurumdur.
çaktırmıyorsam nasıl meşhur olduğum sorusu, şöhretimin kendi içerimde ve kendime hitap eden, popülimzden arınmış şahane bir şöhret olmasındandır, şeklinde açıklığa kavuşturulabilir.
önder abiye saygılar sunuyoruz.
maddeler halinde de bitiriyorum:
bazen bitirmek için tek madde kafi geliyor.

yeniden seve debilirim

- al sana ayrı de. muse dan unintended dinlerim, gerisini çöpe atarım.
- jon bon jovi dinler misin?
- üçü birden adamda kafa bırakmıyorlar abi.
- o zaman kaptan blek in kırmızı ambalajlı little cigars ın dan için.
- ateşi bulamadım
- mutfaktaki ocaktan yak
- saatin kaç benimki casio.
- saatte nacar karıda macar
- baba oğul ve de kutsal ruh adına sizleri selamlıyorum
- aleyküm selam

15 Aralık 2009 Salı

happy birthday

doğum günümü perşembeye çektim ki samsa bana tag heuer bilemedin swatch bilemedin bvlgari bir saat alsın diye. samsa da dedi ki hayır çekmedik. 27 hazirana kadar bekleriz, ne çıkar, ilahi samsa.
bu arada tanerciğim sana murat boz öneriyorum ne ateş olur ne soba kasaba kasaba hey hey hey tey tey tey diyerek erzurumda cumhuriyet bulvarında bilemedin hürriyet caddesinde bilemedin gazi lisesinin önünde gezinirsin. ama ankaralı şarkıcı özgün dedikleri aklıma gelince yumurta şekline aldırmaksızın sevdik kendisini o ayrı mesele. sen yaz tanercim yine de, ister özgüne şarkı sözü yaz ister serdar ortaça şiir, ister kronosa roman. nokta sayısına bakmadan okuruz biz.
konuyu saptırmadan doğum günü mevzusuna gelelim. olm ve olmlarım; kronos bir yaşına girmiş lan! hem de 2 aralıkta! bu kutlu günü nasıl unuttunuz? sorarım size kınarım sizi anlatım bozukluğunu yakıştırmam kendime.
şimdi konuyu saptırıp murat menteşin ateş icat edilmeden önce cehennemde yanmayı tahayyül edemez haline gelelim. bunu bizim evraktaki salihin murat menteşten bihaber olarak söylemesi enteresan gelmişken önder abinin açıklamasıyla yüreğim ferahladı. anlatayım. ateş icat edilmedi, şimşekler, güneş vs gibi sebeplerden yangınlar zaten çıkıyordu ve insanlar sadece ateşi şimşek vs olmadan üretmeyi buldular. yoksa evvelinde ateşi buldukları yere tapınak yapıp oraları koruyorlardı ve sigara yakmak için tanrıların müsade vermesine aldırmadan yahut destur isteyerek tapınaklara girip çıkıyordu insanlar. bugün aşırı dindar olan ailelerin bu özellikleri de işte binlerce yıl önceki bu sigara tiryakisi atalarından kalmadır. tiryaki ataların sürekli tapınaklara girmesi onların ve torunlarının oldukça dindar olmalarına sebep olmuştur. hikaye budur. ateş bulunmuş olsun olmasın yanmam an meselesidir. bir de çakmak kibritten önce icat edilmiştirmişmişmiş.

birdenbire biten bir yazı olsun, son derece sanatsal kişilik zeki demirkubuz filmi kader gibi.

ben karamurat.

fonda transylvaniadan promesse.

14 Aralık 2009 Pazartesi

özgünü biliriz

yumurta gibi çocuk maaşallah.

yumurta demişken, kahvaltıda yumurta yemeyeli uzun zaman olmuş olabilir. olmayadabilir. hafızam bu aralar beni yanıltıyor olabilir. olmaya dabilir. olmayadabilirdeki dabilir, ayrı da yazılabilir. yazılmayada bilir. kim bilir?

zamanında dışavurulmayan öfkenin insan ruhunda açabileceği karadelikler üzerine düşünüyoruz bu ara. biz buna tıp biliminde birşey demiyoruz. tıp bilimine durduk yere öfkeleniyoruz.

muse dinliyoruz. şiddetle tavsiye ediyoruz. stockholm syndrome diye de şarkıları varmış. biz blackout'u tavsiye ediyoruz.

üç noktada aslında ...

yeni yetme yazarların kendilerine gizem katma merakları var. ama ben şahsen şeklini seviyorum. bir birlikteliği temsil ediyor gibime geliyor. üç kişiden cemaat hesabı. yan yana üç tane böööle. (bakın, yanyana 3 tane ö bile sevimli geliyor)

uzun zamandır yazamıyorum o yüzden diğer iki noktadan özür diliyorum. ama uyumayı bile beceremediğim zamanlar. bir ara bir tema belirleyip yazarım her halde.

şarkıdan tavsiye. (iki nokta üstüste gelmesin deve güreşi gibi olur) ehmmmmm şey.
özgün diye bir arkadaş var. onun mühür diye bir şarkısı var. evet türkçe .evet pop.hayır serdar ortaç bestesi değil. öptüm gözlerinizden.

8 Aralık 2009 Salı

ha kestiğin odun, ha tuttuğun balık

yine de üç noktadan link yapma sanatına origami denmez. üç noktadan link yapma origamisine sanat da denmez zira.
kronosu özlemişliğimin selamı üzerine karşınızdayım, ellerim boş, yine birşeyleri unutmayı unutmadım ve birşeyleri ihmal etmeyi asla ihmal etmiyorum.
hayatın garabetinin en çok vapurları martıları ve bizleri enterese ediyor olması cümlelerimi toparlanamaz yapıyor.
selam ediyorum.