17 Mart 2010 Çarşamba

Taşındık!

Wordpress'e taşındık!

kronostrio.wordpress.com

bekleriz!

15 Ocak 2010 Cuma

canlı canlı istarvit

rilke'nin 19 yaş hikayelerini aştıktan sonra iş biraz daha derinlik kazanmaya başladı sayın seyirciler.
hayatı boyunca hep kendine yakıştırılan rolü oynayıp, kendine yakıştırılan bir öğrenim hayatından sonra kendine yakıştırılan işte çalışmış, kendine yakıştırılan hayırsever davranışlarda bulunup kendine yakıştırılan kişiyle evlenmiş ve nihayet kendine yakıştırılan ölüme yatmış bir karakter girdi mesela devreye.
hayatı boyunca mesela, başına hiçbir olay gelmemiş ve başına bir olay gelmedi diye psikolojisi bozulma raddesine dayanmış, tam tutuklanacağını sanırken tutuklanmamış, bir ümit reddeder de çaresiz bir aşk ateşine düşerim diye ettiği evlenme teklifini kız ilk seferde kabul etmiş, kıpırtısız bir hayat yaşamış bir insanla karşılaştık, dost meclisinde olaysızlığından başka anlatacak olayı yoktu.
sonra sevdiği kızla kaçacakken sevdiği kızdan kaçan delikanlının psikolojik atmosferine nüfus ettik.
bu sırada ne mi oldu. canlı canlı istarvit tuttuk, bi attık, bir çektik, bi attık, dört çektik, bi attık boş çektik, bi attık, dört çektik, birini kaçırdık, altmışlık kurşunumuz ve denize kurşun altmışlığımız oldu.
gerçekten balık tutmak istiyoruz ve dahi bunu önemsiyoruz.
ahmet güntan'ı önemsiyoruz sonra, basitliğin sonunun olmamasını önemsiyoruz yani.
atlasın silkinmesini ve kitabın karakterini tanışmasak da önemsiyoruz, tanışmak istiyoruz.
palya bea'yı sonra, eyvallah.
kod yazmayı bazen mecburen, bazen zevkle, lisans okuyor olmayı ölümüne nefretle önemsiyoruz.
herkese selam ediyoruz.

11 Ocak 2010 Pazartesi

olta balığı istaravit

bir bakmışsın 4 tane balık çekmişsin
bir bakmışsın 5
bir de o sırada dünyanın altına kaldıraç koyup galaksiler arası savaşa sebep olan insanlar ve sırf dünyanın momentum denge vs birşeylerini korumak için dünyanın ağırlık merkezinde milimetrik hareketler yapanlar varmış.
yok, aslında dünyayı değiştirmek ya da yerinden oynatmak istemiyoruz biz, istiyorduysak da geçti gitti, uyan da balığa gidelim.
evet, biz sadece balığa gitmek, balık tutmak istiyoruz. ama balık tutmak için olta, takım, kurşun, kaya kurdu yeterli değil. balık tutmak için beş gün 7de kalkmak, tez yazmak, diploma almak, para kazanmak, ekonomi yapmak, çalışmak zorundayız. iyi işler çıkarmak zorundayız, yoksa bu işleri yerin yedi kat altından da olsa çıkarmalıyız.

yine de arada bir "John Galt kim?" diye sormaktan da çekinmemeliyiz. Bakarsın John Galt'ı buluruz.

Okuma Listesi: Atlas Silkindi
Dinleme Listesi: İzel, Çelik, Ercan, Cartel, Rüya Ersavcı, Barbaros Hayrettin vs.

20 Aralık 2009 Pazar

unintended'ı gördüm

ve artırıyorum: assassin. dinleyiniz.
biraz daha sert müzik dinlemeye meylim öfkemden kaynaklanıyor sanıyorum.
"benim kadar acı çekmedikçe tanrıya inanmamı beklemeyin benden"
diye başlaması gereken bir roman başka türlü başlıyordu.
tamam, hiçbirşey bitmesi gerektiği gibi bitmiyordu ama başlaması gerektiği gibi başlamaması biraz haksızlık olmuyor muydu?
maddeler halinde yazıyor olmak insanı rahatlatıyor.
kronosun yaş günü hüseyin'in yaş günü kadar heyecanlandırıyor beni.
en azından kronos hediye talep etmiyor.
şöyle bir dönüp bakıyorum da iyi oldu diyorum.
ben çaktırmam ama şöyle bir dönüp bakmamla meşhurumdur.
çaktırmıyorsam nasıl meşhur olduğum sorusu, şöhretimin kendi içerimde ve kendime hitap eden, popülimzden arınmış şahane bir şöhret olmasındandır, şeklinde açıklığa kavuşturulabilir.
önder abiye saygılar sunuyoruz.
maddeler halinde de bitiriyorum:
bazen bitirmek için tek madde kafi geliyor.

yeniden seve debilirim

- al sana ayrı de. muse dan unintended dinlerim, gerisini çöpe atarım.
- jon bon jovi dinler misin?
- üçü birden adamda kafa bırakmıyorlar abi.
- o zaman kaptan blek in kırmızı ambalajlı little cigars ın dan için.
- ateşi bulamadım
- mutfaktaki ocaktan yak
- saatin kaç benimki casio.
- saatte nacar karıda macar
- baba oğul ve de kutsal ruh adına sizleri selamlıyorum
- aleyküm selam

15 Aralık 2009 Salı

happy birthday

doğum günümü perşembeye çektim ki samsa bana tag heuer bilemedin swatch bilemedin bvlgari bir saat alsın diye. samsa da dedi ki hayır çekmedik. 27 hazirana kadar bekleriz, ne çıkar, ilahi samsa.
bu arada tanerciğim sana murat boz öneriyorum ne ateş olur ne soba kasaba kasaba hey hey hey tey tey tey diyerek erzurumda cumhuriyet bulvarında bilemedin hürriyet caddesinde bilemedin gazi lisesinin önünde gezinirsin. ama ankaralı şarkıcı özgün dedikleri aklıma gelince yumurta şekline aldırmaksızın sevdik kendisini o ayrı mesele. sen yaz tanercim yine de, ister özgüne şarkı sözü yaz ister serdar ortaça şiir, ister kronosa roman. nokta sayısına bakmadan okuruz biz.
konuyu saptırmadan doğum günü mevzusuna gelelim. olm ve olmlarım; kronos bir yaşına girmiş lan! hem de 2 aralıkta! bu kutlu günü nasıl unuttunuz? sorarım size kınarım sizi anlatım bozukluğunu yakıştırmam kendime.
şimdi konuyu saptırıp murat menteşin ateş icat edilmeden önce cehennemde yanmayı tahayyül edemez haline gelelim. bunu bizim evraktaki salihin murat menteşten bihaber olarak söylemesi enteresan gelmişken önder abinin açıklamasıyla yüreğim ferahladı. anlatayım. ateş icat edilmedi, şimşekler, güneş vs gibi sebeplerden yangınlar zaten çıkıyordu ve insanlar sadece ateşi şimşek vs olmadan üretmeyi buldular. yoksa evvelinde ateşi buldukları yere tapınak yapıp oraları koruyorlardı ve sigara yakmak için tanrıların müsade vermesine aldırmadan yahut destur isteyerek tapınaklara girip çıkıyordu insanlar. bugün aşırı dindar olan ailelerin bu özellikleri de işte binlerce yıl önceki bu sigara tiryakisi atalarından kalmadır. tiryaki ataların sürekli tapınaklara girmesi onların ve torunlarının oldukça dindar olmalarına sebep olmuştur. hikaye budur. ateş bulunmuş olsun olmasın yanmam an meselesidir. bir de çakmak kibritten önce icat edilmiştirmişmişmiş.

birdenbire biten bir yazı olsun, son derece sanatsal kişilik zeki demirkubuz filmi kader gibi.

ben karamurat.

fonda transylvaniadan promesse.

14 Aralık 2009 Pazartesi

özgünü biliriz

yumurta gibi çocuk maaşallah.

yumurta demişken, kahvaltıda yumurta yemeyeli uzun zaman olmuş olabilir. olmayadabilir. hafızam bu aralar beni yanıltıyor olabilir. olmaya dabilir. olmayadabilirdeki dabilir, ayrı da yazılabilir. yazılmayada bilir. kim bilir?

zamanında dışavurulmayan öfkenin insan ruhunda açabileceği karadelikler üzerine düşünüyoruz bu ara. biz buna tıp biliminde birşey demiyoruz. tıp bilimine durduk yere öfkeleniyoruz.

muse dinliyoruz. şiddetle tavsiye ediyoruz. stockholm syndrome diye de şarkıları varmış. biz blackout'u tavsiye ediyoruz.

üç noktada aslında ...

yeni yetme yazarların kendilerine gizem katma merakları var. ama ben şahsen şeklini seviyorum. bir birlikteliği temsil ediyor gibime geliyor. üç kişiden cemaat hesabı. yan yana üç tane böööle. (bakın, yanyana 3 tane ö bile sevimli geliyor)

uzun zamandır yazamıyorum o yüzden diğer iki noktadan özür diliyorum. ama uyumayı bile beceremediğim zamanlar. bir ara bir tema belirleyip yazarım her halde.

şarkıdan tavsiye. (iki nokta üstüste gelmesin deve güreşi gibi olur) ehmmmmm şey.
özgün diye bir arkadaş var. onun mühür diye bir şarkısı var. evet türkçe .evet pop.hayır serdar ortaç bestesi değil. öptüm gözlerinizden.

8 Aralık 2009 Salı

ha kestiğin odun, ha tuttuğun balık

yine de üç noktadan link yapma sanatına origami denmez. üç noktadan link yapma origamisine sanat da denmez zira.
kronosu özlemişliğimin selamı üzerine karşınızdayım, ellerim boş, yine birşeyleri unutmayı unutmadım ve birşeyleri ihmal etmeyi asla ihmal etmiyorum.
hayatın garabetinin en çok vapurları martıları ve bizleri enterese ediyor olması cümlelerimi toparlanamaz yapıyor.
selam ediyorum.

22 Kasım 2009 Pazar

hayat hala garip, kuşlar vapurlar falan

ismailin murat menteş okuyup beğenmesi garip değil midir? bu bana bir işaret midir? çalışan anne olarak ev ekonomisi derslerine katılmam gerekirken giyime ve kitaba verilen paralar caiz midir? yine de thomas abizi sever, odun kesmesek de balık tutarız biz.
müsvedde olmak iyi bir şey olsa da müsvette olmayı tercih ederim ben samsa bey. aslında kronostrio bilgi işlem sorumlusu olduğun için müsveddelikten yırtmış sayılır mısın? bence sayılırsın.
arkasına dönüp bakmayan aşk olmaz olsun mu samsa bey? sen böyle aşkın ızdırabı ile ne yaparsın? bu soruların cevaplarıyla gel bana bölümden elemanlardan istiklalde ayrıldıktan sonra. onların 2008 doğumlu olmaları da ayrı bir terane tabiki...
size bir aşk hikayesi anlatayım mı? anlatayım. sedat vardı bizim eski mahallede,sedat abi aslında, deli, zararsız, etrafa boş gözlerle bakan, annesinin desteğiyle zor yürüyen. sonradan yürüyemez olmuş, en sonunda da ölmüş bir kaç yıl önce. sebebi de sevdiği kızı babasının vermemesi ve kızın başkasıyla evlenmesi. yoksa çakı gibi delikanlıymış. garip. vapurlar falan.

ensemble suare de ayrı güzelmiş hani. waldecki daha özümsemem lazım sanırım.

fonda bilal göregen. sevdiğim kız bana abi deyince ...

dırıdıdı dıt dırı dırııııı dı dıııııı dıııııııı

üç noktada aslında link var.