4 Kasım 2009 Çarşamba

İstediğinizi diyebilirsiniz

sevgili Taner ve Samsa Beyler. Ulan iyiki bi gaza getirdik kronosu çiftliğe çevirdi çakma Ömer Seyfettin, Pembe İncili Memur diyebilirsiniz. Zaten ozanın düğüne de gitmediğim için de doğrular yanlışlar karışmış durumda. Ama olsun bu sefer siparişsiz bir hikaye yazdım.
alın bakın. sizin olsun.


Çok fazla düşünmesine gerek olmadığını zaten kaderinin belli olduğunu düşünüyordu ve o an ne yapacağına sadece etrafa bakarak karar verirdi. O güne kadar şansı yaver gitmişti, ki aslında bu yaver giden onun şansı değil kaderiydi.
Sınavlara çalışıp çalışmayacağına şöyle karar vermişti hep: O an neredeyse çevresini dinlemeye başlıyor, "evet" ve "hayır" kelimlerinden hangisini ilk önce duyarsa ona göre çalışıp çalışmmaya karar veriyordu. Üniversite'ye liseden 3 yıl sonra girmesi, 7 yılda bitirmesi de tamamen kaderinin bir sonucuydu.
Bir yere gideceği zaman evdeyse eğer önce cebindeki parayı kontrol eder sonra o gün ayın kaçıysa tvde o kanalı açar ve ekranda gördüğü parasının yeteceği ilk araçla giderdi oraya.
Restorana gittiğinde saate bakar, saat kaçsa menüden sırayla sayar ve örneğin saat 3.29 sa menüdeki üçüncü yemeği söyler, 4.37 ise menüdeki beşinci yemeği söylerdi.
Her şey için bir sistemi vardı, yoksa bile o anda, yazılı olan kaderi gereği hemen çevresine bakar ve bir işaret bularak ona göre karar verirdi.
Annesine Kevin Spacey ismini duyup duymadığını sorduğunda aldığı "hayır" cevabı Usual Suspects'in senaryo fikrini babasının göndermediğine emin olması için yeterli olmuştu.
Bu sistem her ne kadar üniversite bitene kadar kendince kusursuz işlese de yaşının da 28e gelmesiyle ve artık ev halkı dahil herkesin hayatını düzene oturtması konusunda ısrarlarıyla karşılaştıkça sıkılmaya başlamıştı ve hiç bir şeyden zevk almıyordu.
Sistemin o zamana kadar işleyişi bunun gerçekten kusursuz bir sistem olduğunu göstermişti ve şu anda sistemin kilitlenmiş olması bu düzenin sonu anlamına gelmeliydi. Ama yine de tam emin olamıyordu.
Bilgisayar başındaydı, ayın 27siydi ve saat sabahın dördüydü. Kararını verdi. Daha doğrusu intihar edip etmeyeceğine karar verecekti. Ekranda açık olan tarayıcıdaki dördüncü sekmeye odaklandı, gözleri resimleri ve bannerları es geçip yazıyı buldu ve hızla saymaya başladı. Gözü hiçbir şey görmüyordu. 1-2-3-4-5-6-.....-27: Faith. 27. satırda sadece faith yazıyordu.
Üniversitenin ilk günü yanından geçen kızlardan sağda olanının "hayır derse girmeyeceğim" dediğini duyunca kararını vermiş "hayır ingilizce öğrenmeyeceğim" demiş, fakat üniversiteyi okuma kararı verdiği için dersi geçecek kadarını öğrenmek zorunda kalmıştı.
Bilgisayarın başından hemen kalktı, raftaki Redhouse sözlüğü aldı ve hemen baktı. faith: inanç, iman, bağlılık, güven ... saat 04:02 olmuştu ve ikinci kelime olan iman intihar etmemesi gerektiğini söylüyordu. Eceli kendiliğinden gelene kadar ölmeyecek, ölmemek için direnecekti.
......
Faith
Terim milli takımdan istifasıyla ilgili açıklamalar yapmıştı.


Fonda Sounds of Taxim'den Donna Donna.

0 yorum: